image

PeyamaKurd - Halepçe katliamının 33. yıl dönümüne yönelik açıklamada bulunan HÜDA-PAR, bu katliama tüm dünyanın sessiz kaldığına dikkat çekti. 

HÜDA-PAR Genel Merkez’den Halepçe katliamına ilişkin yayımlanan açıklamada 33 yıllık dinmeye acıya ve dünyanın sessizliğine vurgu yapıldı. 

On binlerce insanın hala kayıp olduğuna değinen açıklamada HÜDA-PAR, şu ifadelere yer verdi: 

“Enfal operasyonu veya dünyanın gözleri önünde Kürtlerin soykırıma tabi tutuldukları katliamlar silsilesi... Irak’ta Saddam Hüseyin başkanlığındaki Baas Rejimi, Kürtlere yönelik topyekûn imha amacıyla 1986 yılında Enfal operasyonunu başlattı. 3 yıllık süre zarfında çoğunluğu kadın ve çocuk 180 binden fazla Kürt vahşi yöntemlerle katledildi. 

“Hala kaybolan on binlerce insanlar var” 

16 Mart 1988 günü, Enfal operasyonunun en vahşi saldırısı Halepçe kentinde gerçekleştirildi. %70’i kadın ve çocuklardan oluşan 5 bin insan, havadan yapılan kimyasal saldırı sonucu katledildi. 

Kullanılan kimyasal gazların bugün bile süren etkisi nedeniyle şu ana kadar hayatını kaybeden insan sayısı 45 bin olarak zikredilirken, 60 binin üzerinde insan da sakat kaldı. Bu saldırı sonrası dağılan binlerce aile ve kaybolan on binlerce çocuk ise bu katliamın başka bir trajik boyutunu oluşturmaktadır. 

“Batı ve Doğu blokları katliamı görmedi” 

Katliamdan sonra ne Doğu, ne Batı, ne de İslam dünyasından cılız da olsa bir ses çıkmadı. Kimse bu katliamı gündeme getirmedi. İran karşısında Saddam’ı destekleyen İslam ülkeleri ile Batılı ülkeler ve Saddam’ı ideolojik olarak kendilerine yakın gören Doğu Bloku ülkeleri bu katliamı ne duydu, ne gördü, ne de konuştu. 

Bütün dünya adeta bir ölüm sessizliğine bürünmüştü. Çünkü katledilenler Kürt’tü, Müslümandı, mazlumdu, kimsesiz ve sahipsizdi… 

“Halepçe katliamına sessiz kaldılar” 

Sykes-Picot anlaşması sonrasında Kürtler emperyalistlerin emrine girmemiş, onların belirledikleri role uymamış, İslam ümmetine ihanet etmemişlerdi. 

Kürtlerin Saddam eliyle bu şekilde cezalandırılmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi de budur. İslam ülkeleri bugün coğrafyamızda meydana gelen yeni katliamların ayak izlerini geçmişte Halepçe katliamı konusundaki sessizliğinde bulacaktır. 

“Tarih bize öğretti ki, çıkarlar vardır” 

Saddam’ın devrilmesinden sonra Enfal operasyonunu yöneten Kimyasal Ali lakaplı Ali El Mecid, Halepçe katliamının tek sorumlusu olarak yargılandı ve idam edildi. Saddam ise 1982 yılında 148 kişinin katledildiği Duceyil katliamı nedeniyle yargılanıp idam edildi. 

Böylece; uzun süre besledikleri yılanın bir canavara dönüşmesini sağlayan emperyalistler, yazdıkları senaryoda yeni bir sayfa açarak kullandıkları figüranlardan birini daha ortadan kaldırdılar. Tarih bir kez daha bize öğretti ki emperyalistlerin dostları yoktur, sadece çıkarları vardır. Ve emperyalistlerle çıkar ilişkisi kuranlar er ya da geç bunun bedelini ağır bir şekilde ödemektedir.  

“Batılı devletler sorumlu tutulmadılar” 

İran-Irak savaşı süresince Saddam’ı destekleyen, konvansiyonel ve kimyasal her türlü silah ile istihbarat desteği sağlayan ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika ve diğer Avrupa ülkeleri ise her zamanki gibi yine sorumlu tutulmadılar. ABD ve Avrupa ülkeleri, bu katliamın dolaylı da olsa asıl failleri iken, kendi figüranları olan Saddam’ı idam etmekle birer özgürlük havarisi oluverdiler. 

“Enfal Katliamını soykırım olarak tanımalıdır” 

Uluslararası Ceza Mahkemelerinde Enfal ve Halepçe Katliamlarının azmettiricileri olarak dönemin ABD ve işbirlikçileri Avrupa ülkelerinin yöneticileri yargılanıp hak ettikleri cezayı almadan adalet yerine gelmiş olmayacaktır. İslam Ülkeleri de; geçmişlerinde bir kara leke olarak yer alan bu tavırlarından sıyrılarak Kürtler ile dayanışma anlamında “Enfal Katliamını” soykırım olarak tanımalıdır.  

Halepçe Katliamının 33. yıldönümü münasebetiyle; yüzyıldan bu yana mazlum Kürt Halkına uygulanan zulüm ve katliamları bir kez daha lanetliyorum.  Özellikle Halepçe katliamında şehit olanların acısını yüreğimizde hissediyor, onları rahmetle anıyorum.”