image

PeyamaKurd - Türkiye destekli grupların denetimi altında bulunan Rojava Kürdistanı’nın Serekaniye kentinde, kenti terk etmek zorunda kalan Kürt sivillere ait tüm evler, ekili ve dikili alanlar ile iş yerleri ÖSO-SMO’ya bağlı cihatçı gruplar tarafından yağmalanıyor. 

8 Kasım tarihinden bu yana ÖSO-SMO gruplarının denetim sağladığı kentte 1 Milyon 440 Bin dönüm ekilebilir arazi, binlerce ev ve dükkan, yüzbinlerce ton tohum, tahıl ve gübre ile dolu onlarca siloya el konuldu. 

Kentte, yağma ve talan durdurulamadı 

Konuyla ilgili Al Monitor’den gazeteci Şıwan İbrahim’in Serekaniye’deki evlerini ve mülklerini terk etmek zorunda kalanlarla yaptığı röportajlar sonrası ortaya çıkan detaylar ise, yağma ve talanın boyutunu gözler önüne sermekte. 

9 Ekim 2019 tarihinde başlayan ve 8 Kasım tarihine dek bir ay süren çarpışmalar sonrası Rusya ile Türkiye arasında imzalanan anlaşma sonrasında Kürt güçlerin daha fazla sivil kaybına ve kentin tahrip olmasının önüne geçmek için çekildiği Serekaniye kentinde bugünlerde Türkiye tarafından desteklenen ÖSO-SMO’ya bağlı grup ve hizipler hakim durumda. 

ÖSO aileleri bölgeye yerleşiyor... 

Büyük çoğunluğu geçmişte IŞİD, El Kaide ve El Nusra gibi korkunç terör şebekeleri içerisinde bulunmuş militanlardan oluşan ÖSO-SMO gruplarının kenti adeta parsellediğini ve birçok mülk sahibinin kente geri dönmemeleri ve mallarına ÖSO-SMO gruplarındaki militanların ailelerinin yerleşeceği yönünde tehdit aldıkları bilinmekte.  

Gazeteci Şıwan İbrahim, mülklerini kaybeden Kürtlerle yaptığı röportajlardan oluşan bir yazısını Al Monitor’de yayınladı.  

İşgal İçin Bilinçli Olarak Seçildi 

Saldırıların başlamasından kısa bir süre sonra evini terk etmek zorunda kalan Serekaniyeli 67 yaşındaki Muhammed Ali Aba Nevruz, “çok huzurlu bir kentti” diyerek andığı Serekaniye’nin işgal için seçilmesinin bir mesaj olduğunu düşünmekte. 

Türk ilerlemesinin durdurulması ve görece çatışmaları durduran bir anlaşmanın sağlanması sonrası Serekaniye’ye gitmek isteyen Aba Nevruz, zorlu geçen bir yolculuğun ardından gözlemlediği kent hakkında ise şunları aktardı: 

Sokağa çıkma yasağının amacı talan ve yağmanın rahatça yapılmasını sağlamak için 

“ÖSO-SMO tarafından kurulan kontrol noktasında memurlar, şehre girmenin yasak olduğunu söyledi. Ancak içeri girmeyi başardım. Suriye muhalefetine bağlı silahlı saldırganların oluşturduğu yedi kontrol noktasından geçmek zorunda kaldık. Bu kontrol noktalarından birinde, otobüste Kürt halkı olup olmadığı soruldu ve geçmelerine izin verilmeden önce otobüsteki Kürtleri sorguladılar.  

Şehirden ayrılmadan önce mükemmel bir şekilde döşenmiş evimin kapısını iyice kapatmıştım evime varınca orada canavarca bir sahne ile karşılaştım. Kapılar kırık, mobilyalar parçalanmış ve birçok ise yağmalanmıştı. Evimdeki sahne ile mahalledeki tüm evlerle aynıydı. Mağazalar ve alışveriş merkezleri yağmalandıktan sonra yakılmıştı. Akşam saat 6’da getirilen sokağa çıkma yasaklarından sonra dükkan ve evlerden yağma seslerini duyabiliyorsunuz. Yağmalanmayan ve zarar görmeyen sadece Türk yanlısı gruplara hitap eden iki küçük restoran vardı.  

Kürtler büyük adaletsizlik yaşıyorlar. Amerikalılar, uluslararası toplum ve koalisyon güçleri yaşananları bildikleri halde sadece bizi izliyorlar ve bizi başarısızlığa uğrattılar” 

Halk, yağmacı ÖSO’cular tarafından silahla tehdit ediliyor 

Gazeteci Şıwan İbrahim’in görüştüğü ancak güvenlik nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen Kamışlo’daki bir mülteci merkezinde kalan 50 yaşındaki bir başka kent sakini ise Arap ülkelerinde yıllarca çalışarak yaptığı evin başkaları tarafından gasp edildiğini ve kendi evinin kapısında kendisine silah dayandığını aktardı. 

Aileleri Türkiye’de olan ÖSO-SMO militanlarının evine el koyduğunu belirten 50 yaşındaki Serekaniyeli adam, “Neredeyse 50 yaşındayım ve Körfez'de on yıl çalıştıktan sonra nihayet bir ev inşa etmeyi başardım. Ama hepsini saniyeler içinde kaybettim. Kasım ayının sonlarında şehri ziyaret ettim ve silahlı grupların evimin kapı kilitlerini değiştirdiğini gördüm. Evimin kapısını çaldığımda kapıyı açan iki sakallı adam göğsüme bir silah doğrulttu ve gitmemi söyledi. Onlara önemli belgeler almamın mümkün olup olmadığını sorduğumda benden 600 dolar istediler. Evi kurtarma umudumun olmadığını anlayınca ayrılmaya karar verdim ve evimden ayrılmadan önce evime el koyanlar bana, “Siz evdeyken eşlerimizin çadırda yaşadığını kabul etmeyeceğiz. Ailelerimizi buraya getireceğiz.” dedi. 

ÖSO-SMO grupları tarafından kentin mahallelerinin, hatta mahallelerdeki sokakların dahi ÖSO-SMO grupları tarafından parsellendiğini ve buna ilişkin birçok grafiti ile yazmanın bulunduğunu gözlemlediğini belirten bir başka Serekaniyeli ise Ebu Jameel.  

Her ev ÖSO grupları ve aileleri için parsellenmiş 

50 yaşını aşmış olan Ebu Jameel, geri döndüğü Serekaniye’deki tanıklığını gazeteci Şıwan İbrahim’e şu sözlerle açıkladı: 

“Şehre giden yol oldukça zordu yolu sık sık kesen gruplar kente giden Kürtleri durdurarak para talep ediyorlardı. 

Hiç böyle bir vahşet görmedim. Binalar mermilerle tahrip edilmiş, evler ve dükkanlar ise yağmalanmıştı.  Kentte bir şey bulunmadığı için alışveriş yapmak isteyenler Tell Halaf'a gitmeli, ancak askeri grupların bunun için onay vermesi gerekiyor. 

Neredeyse 20 yıl yaşadığım mahallemi ve evimi tanıyamadım. Kim tarafından nereye ve neden el konulduğunu sorgulayamıyorsunuz çünkü her sokakta, mahallede veya bölgede farklı bir grup var. Bu silahlı gruplar kentte olduğu sürece geri dönüş umudu yok.  

Evim ve arkadaşlarımın evleri ya yok edildi ya da yağmalandı. Endüstri bölgesinde makine ve ekipman kalmamış. Orada nasıl kalacağım? Bazı evlerin duvarlarında 'aileler için ayrıldı.' yazıyordu” 

Kürtlerin her talebinin dolar üzerinden bir karşılığı var 

Gazeteci Şıwan İbrahim’in Al Monitor’deki makalesi için görüş belirten ve isminin açıklanmasını isteyen tek kişi olan Serekaniyeli doktor Saeed’in anlattıkları ise kentte egemen olan ÖSO-SMO gruplarının cüretkar tavırları ve talepleri ile ilgili ne derece ileri gidebileceklerini tüm çıplaklığıyla anlatmaya yetiyor aslında. 

Şehirden kaçarken dizüstü bilgisayarını unuttuğunu söyleyen Serekaniyeli doktor Saeed, “Tanımadığım biri beni geçen gün aradı. Numaramı klinik tabelasından almış olmalı. Bana “Şimdi senin evindeyiz ve bir daha asla bu eve geri dönmeyin” dedi. Ondan dizüstü bilgisayarımı istedim, ancak 1.200 dolar istedi. Bu beni mahvetti çünkü dizüstü bilgisayarımı çok daha ucuza satın almıştım” dedi. 

Çeviri | PeyamaKurd