image

PeyamaKurd - Bir yandan Erdoğan’ın “Kuzey Suriye’yi paramparça edeceğiz” açıklamaları, diğer yandan ABD öncülüğündeki Koalisyon Güçlerinin, Rojava sınırlarındaki devriyelerini artırdığı bir dönemde, bölgede yaşanan sıcak gelişmelere yönelik ANF’ye konuşan KCK Eşbaşkanı Bese Hozat, ne olursa olsun Efrin’den vazgeçmeyeceklerini,  Türkiye'nin Kürdistan Bölgesi'ni Irak'tan koparıp Türkiye'ye bağlamaya çalıştığını dile getirdi.   

Türkiye, Rojava devriminin güçlenmesinden korkuyor’ 

Türkiye’nin Rojava Devrimi’nin güçlenmesinden korktuğunu dile getiren Hozat, “Çünkü devrimin demokratik etkilerinin Türkiye’ye yansımasını istemiyor. Türk devlet yönetimi, Türkiye’nin katı faşist ulus devlet sınırları içerisinde kalmasını istiyor. Kirli çıkarlarını böyle koruyacaklarını düşünüyorlar. Türkiye’nin demokratikleşmesi için de Rojava Devrimi’nin güçlendirilmesi ve korunması çok önemlidir. Demokrasiden yana olan herkesin bunun için çalışması gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

Besê Hozat’tan Başûr iddiası!’ 

Efrin’i özgürleştirme mücadelesinden vazgeçmenin tüm Rojava’nın ve Kuzeybatı Suriye’nin özgürleşmesinden vazgeçmek anlamına geldiğini dile getiren Hozat, sınır ötesi harekatlarla ilgili de Güney Kürdistan bölgesinin esasında Irak’a değil, Türkiye’ye bağlı olduğunu iddia ederek “Başûrê Kurdistan’ı her bakımdan Türkiye’ye bağımlı hale getirip Irak ile Başûr arasındaki sorunları derinleştiriyor. Şimdi bile bakıldığında sanki Başûrê Kurdistan, Irak’ın bir parçası değil de Türkiye’nin bir parçasıdır” dedi. 

Hozat şöyle devam etti: 

“Türkiye Başûrê Kurdistan’ı Irak’tan koparıp tamamen Türkiye’ye bağlamaya çalışıyor. Misak-ı Milli’nin bir parçası görüyor ve mevcut siyasi konjonktürden yararlanarak tamamen işgal etmek istiyor. Xakurkê işgal saldırısını bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor. 

Yine yıllardır Kerkük’te, Telafer’de ve Başika’da Türkmenler üzerinden yaptığı örgütlenmeyi bu çerçevede ele almak lazım. Türkiye’nin Başika’daki varlığı, Irak açısından çok büyük tehdittir. AKP-MHP faşist iktidarı yeni Osmanlıcı arzularla hareket ettiği için Irak’ı Osmanlı toprağı ve dolayısıyla Erdoğan-Bahçeli Türkiye’sinin bir parçası görüyor.”

 

YBŞ’nin Irak ordusuyla birlikte operasyona katılmasını değerlendiren Hozat, YBŞ'nin Irak ordusuyla operasyonunu olumlu bulduklarını dile getirerek, Şengal'i Kürdistan Bölgesi'nin değil Irak'ın bir parçası olarak gördüklerini söyledi:

"Şengal, Irak’ın bir parçasıdır. Irak’ın bütünlüğü içerisinde Êzîdî halkımız özerk bir statülerinin olmasını istiyor. Êzîdî toplumu için Şengal’de özerk bir statü Irak’ı güçlendirir, Irak’a büyük itibar kazandırır. Irak’ın demokrasisine çok büyük bir katkı sunar. Özerk vilayet sistemi Irak Anayasası’nda vardır. Şengal özerk bir vilayet olabilir. Irak, Şengal’in özerkliğini tanırsa Êzîdîlerin büyük saygısını ve desteğini kazanır. Dünya halklarında da destek görür.

YBŞ, Êzîdîlerin DAİŞ’e karşı kendilerini savunmak için örgütledikleri bir güçtü. YBŞ, DAİŞ’in yenilmesinde ve Êzîdîlerin soykırımdan kurtulmasında çok büyük bir rol oynadı. Êzîdîler, Şengal’in özerkliği çerçevesinde YBŞ’nin de Şengal savunma gücü olarak kalmasını istiyor. YBŞ de Irak askeri gücünün bir parçasıdır fakat özerktir, Êzîdîler bu gücün de Şengal Meclisi’ne bağlı özerk kalmasını istiyor. Irak savunma merkeziyle de bir hukukunun olmasını talep ediyorlar. Êzîdî halkımızın bu talepleri son derece gerçekçi ve haklı taleplerdir, anayasaya da uygundur. 

Bildiğimiz ve izlediğimiz kadarıyla YBŞ, Irak ordusuyla hep bir uyum içerisinde çalıştı. Şu anda da Şengal’de Irak ordusu vardır. Irak ordusu, YBŞ’nin de desteğiyle DAİŞ’e karşı birçok operasyon düzenledi. Şimdi de birlikte Irak-Suriye sınırında operasyon yapıyorlar.

Bu gayet iyi bir tutumdur, biz bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Biz Êzîdî halkımızın artık yeni fermanlar yaşamasını istemiyoruz. Fermanların yaşanmaması için de Şengal’in özerk bir statüye kavuşturulmasını çok önemsiyoruz. Êzîdîlerin öz yönetimleri ve öz savunma güçleri olursa kendi kendilerini savunabilir ve koruyabilirler."