image

PeyamaKurd - Dünyanın en büyük basın imparatorluklarından birini kurmuş kabul edilen gazete yayıncısı William Randolph Hearst’ın, “Bir politikacı işini kaybetmemek için her şeyi yapar. Hatta vatansever bile olur” sözü, politikanın geçmişten bugüne aslında bir amacı gerçekleştirmekten ziyade, insanların bilincini ve iradesini sermaye olarak kullanan bir ticarethane merkezi olduğunun göstergesidir.

Birçok insan siyaset sahnesinde fikir değiştirebilir, eski ideolojisini yanlış kabul ederek farklı görüşlere yakınlık duyabilir. Bu durum insanın kendi doğasında olan var ‘değişim’ olgusunun bir parçasıdır. Fakat politika yapan birinin, ‘siyasi düşüncesini, ırk merkezli sistem üzerine kaydırması’ olaya muhatap olan halk(lar) arasında aniden yanan kırmızı trafik ışığı gibi beliren bir uyarı verir.

Nasıl mı? Şöyle izah edelim:

Geçtiğimiz gün Rûdaw Medya Grubu, Oda TV ve bazı Kürt medyası mecralarında, “Zazalar Kürt değil” başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde DEZA-PAR yetkilisinin açıklamalarına yer veriliyor.

DEZA-PAR yetkilisi bu açıklamalardan çok kısa bir süre önce yine benzeri açıklamalar yaparak, “Yok sayılan bir halkın çocuklarıyız” demecinde bulunmuş.

Yekili, söz konusu haberlerde münferit olarak Zazaların, ayrı bir halk olduğunu ve Kürtlerden farklı olduğunu belirtiyor. Bu tarz açıklamalar akademik teorilerin çok önceden konusu olup ampirik çalışmalar ışığında gerekli açıklamalara yer verilerek paylaşılmıştır. Bu durum artık günümüzde artık haber değeri taşımayacak kadar absürt bir durumdur.

Diğer yandan yukarıdaki bilgiler ışığında DEZA-PAR’ın bugüne geliş aşamasını biraz anlatalım ve konu üzerinde birkaç telkinde bulunalım: “İki yıl önce Zaza Halk Partisi olarak yola çıkan daha sonra ise Türkiye Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “Bölge, ırk esasına göre parti kurulamaz” uyarısı üzerine önce Yenilikçi Değişim Partisi (YDP) adını alan oluşum, tekrar adını değiştirdi. Oluşum 1 Eylül tarihiyle yaptığı kongrede YDP adını değiştirerek Demokrasi Zamanı (DEZA-PAR) olarak belirledi.”

Zazaları yok sayan kimlerdir?

Bilimsel çalışmalarda Zazalar ile Kürtlerin aynı geni paylaştığı sadece dilleri arasında farklılıklar olduğu konusunda hemfikir olma oranı yüksektir. Etnisite/milliyetçilik alanının önemli teorisyenlerine göre dil sadece yeterli değil, gen de önemlidir. Sadece dil üzerinden konuşulursa, Kürtlerin Zazakî  ve Hewramî lehçesi en eski lehçelerdendir.  Kurmancî’nin konuşulması 750-800 yıllık bir döneme denk gelirken, Soranî’cenin 350-400 yıldır konuşulduğu tahmin edilmektedir. Fakat Zazakî ve Hewramî; Kurmancî’den de eski bir tarihe sahiptir. Aynı şekilde Kurmancî de Soranîce’den eskidir.

Zazaların ne olduklarından çok ‘Ne olmadıkları (Yani Kürt olmadıkları)’ iddiaları son yıllarda çalkantılı olan Türkiye siyasetinden Kürt-Zaza ayrımı yaratmaya çalışan siyasetçiler tarafından sıklıkla dile getiriliyordu.

Fakat bu tartışmaları son zamanlarda dile getiren DEZA-PAR yetkilileri, olaya tamamen demagojik yaklaşarak halk popülizmine yaslanmak istiyorlar. DEZA-PAR yetkilisinin, “Biz yok sayılan bir halkın çocuklarıyız” gibi iddialı bir söze yine kendisi kamuoyu önünde açıklık getirerek yanıt vermelidir. Kimdir Zazaları yok sayan?

Kürt halkının siyaset arenasında daha fazla görünür olduğu 20. yy. başlarından itibaren Zaza ve Kurmancların, Kürt siyasi ve entelektüel faaliyetleri içeresinde beraber ortak çalışma yürüttükleri bilinen bir gerçek bir durumdur.

‘Millet olmak sadece dil birliğine değil, tarihe de bağlıdır’

Josef Stalin ulus olma özelliklerini sıralarken, “İktisadi yaşam birliği, dil birliği, toplumsal yaşam birliği ve kültürel birlikten” söz ediyordu.  Stalin’e göre Kürtler, millet değildi. Çünkü aralarında dil birliği yoktu. Ama bu dil anlayışının olmadığı, Kürtlerin millet olmadığı anlamına gelen bir durum değildir. Kürtlerin millet olabilmesi ve bir araya gelmesi sadece dile değil, kendi öz tarihine de bağlıdır.

Zazaca ve Kurmancî’nin birbirinden farklı olması ayrı millet olduklarını ifade etmez. Örneğin; Hindistan’da şivenin dışında 180’e yakın dil vardır. Bir de Zazaca’nın genelde konuşulan bölgesi olan Dersim’de, Zazaca kelimesi kullanılmaz. Kaldı ki Zazaca kelimesi modern literatür ile girmiş kelimedir. Zazalar yoğun olarak yaşadığı Dêrsim’de, Zaza değil “Ma miletê Kirmancî’ denir. Zazaca’ya da Zaza’ca değil “Kirmanckî’ denir. Sünni Zazaların konuştukları dile de “Kirdkî” denir.

PeyamaKurd’un bu konuda yaptığı araştırmalar sonucu elde ettiği bilgilere göre söz konusu bu çevrenin eski ‘Stalinist-Maoistler’den oluştuğu’ ve kişisel algı yaratıklarıdır. Bu çevrenin, 70’li yıllardan bugüne kadar ABD, Batı dünyası ve İsrail’i, Kürtlere düşman olarak kabul ettirmekten başka hiçbir girişimleri bulunmuyor. Siyasetleri artık Kürtler arasında kabul görmediği için, sadece Kürtleri yeni manevralar ile parçalamayı amaçlayan girişimlerde bulunuyorlar.

Son günlerde ortaya çıkan ‘Zazalar, Kürt değil’ iddiaları, Kurdistanî cephede yer bulamayan bazı şahısların art niyetli girişimleridir. Aynı zamanda Rûdaw ve bazı Kürt medya mecralarının haberleri bu şekilde vermeleri üzücü olmakla beraber, aynı zamanda absürt bir durumdur. 

‘Bunca koca isim varken Zazalar, Kürt değil diyenlerin derdi nedir?’

Elîşêr, Şêx Seîd, Seyid Rıza, Mela Selim (Bitlis) gibi tarihte “Kürt ayaklanmaları” olarak bilinen hareketlerin liderleri olup has be has Zazadırlar. Diğer yandan örgütlü Kürt siyaseti ve entelektüel faaliyetlerde de öne çıkmış pek çok isim Zazadırlar: Mutkili Xelîl Xeyalî, Liceli Ahmed Ramiz Kürdizade,  Tayyib Ali Mütevelizade, Dr. Fuat, Nureddin Zaza, Said Elçi, Faik Bucak, Dr. Şivan, Rençber Aziz vb… bunlar sadece bazı isimler.

Zazaların Kürt olmadıklarını öne sürenler (özellikle son günlerde öne atılan DEZA-PAR yetkilileri) acaba bunca önemli Zaza ismin Kürt siyasi entelektüel ve kültürel hareketlerinde öne çıkmış olma durumlarını nasıl ve şekilde açıklıyorlar?

‘Hollandalı antropolog, Kürtler ve Zazalar’

Kürtler, Türkler, Farslar ve Zazalar gibi topluluklar ile İslam dini üzerine pek çok araştırmaya imza atan Hollandalı antropolog ve yazar Martin Von Bruinessen’in çok önceden yaptığı çalışmalarında açıkladığı, “Zazaların Kürt olduklarına dair anlayış Kürt milliyetçiliğinin bir icadı değil” bulgusu da Zazaların yok sayılmadığının, Kürtlerin has parçası olduğunun bir kanıtıdır.

‘DEZA-PAR yetkilileri, yeni Hasan Reşit Tankut mu?’

Birçoğunuz belki hatırlamaz ama Türkiye’de Cumhuriyet döneminin önde gelen ideologlarından biri Hasan Reşit Tankut idi. Tankut, Zazalara yönelik hazırladığı ciddi raporlarda, bir yandan “Zazaların Türklüğünü” ispatlamaya çalışıyordu.

Bugün de DEZA-PAR yetkilisi,  Hasan Reşit Tankut’un yolundan giderek Zazaların ‘Zaza yok sayıldığı’ iddiasını ortaya atarak gündemde yer almaya çalışarak farklı bir kulvardan siyasete atılmayı hedefliyor.

‘Eski ve Modern kaynaklarda Kürtler ve Zazalar’

Ercan Çağlayan’ın Zazalar, Tarih, Kültür ve Kimlik adlı eseri Zazalara ilişkin birçok soruya yanıt verebilecek niteliktedir. Çağlayan eski ve modern zamanlardaki kaynakları araştırarak önemli bulgular elde etmiştir.

Çağlayan eserinde, Arap-İslam kaynaklarının yanı sıra Şerefname, Kitab-ı Cihannüma, Evliya Çelebi, Kamus’ul alam, tahrir defterleri, mühimime defterleri, temettuat defterleri, nüfus defterleri, vilayet salnameleri ve resmi yazışmalar gibi belli başlı Osmanlı kaynaklarına dayanarak, Zazaların ayrı bir etnik grup olduklarına dair bir bilgiye rastlanmadığı, Zazalardan Kürt gruplarından biri olarak bahsedildiğini sonucuna varır.

Kısacası DEZA-PAR yetkilileri, kendince atıldıkları bu yolda münferit çıkarlarını bir kenara bırakmalı ve daha fazla gündemi meşgul etmemelidir. Seyit Rıza, Şêx Seîd, Nuredin Zaza, Elîşêr, Dr. Fuad… gibi isimlerin bir Zaza olarak Kürt halkının mücadelesinde has be has Kürtlüklerini kabul ederek yer almışlarsa, DEZA-PAR yetkililerin payı sadece susmak ve bildiği işere geri dönerek Zazaların aydınlık dünyalarını kirletmemektir.