image

PeyamaKurd - PKK ve Haşdi Şabi ilişkisi kimi kesimler tarafından onaylanmazken kimi kesimler tarafından gayet net bir şekilde görülüyor. İki örgütün bağlantı mekanizması gerek dolaylı gerek birebir olmak üzere iki farklı mekanik üzerine çalışırken aynı şekilde bu ‘ilişki ya da ortaklığı’ kabul etmeyenler de tek bir mantalite üzerine motor çeviriyor. Yani ‘bu konuyu dile getirenler ajandır, haindir ya da Barzanici’dir’ şeklinde akım üretiyorlar. 

Fakat işin derinliklerine inildiği takdirde olayların ya da gelişmelerin zeminin yüzeyinde görünen buz dağı olmadığı altında onlarca buz tabakasının bulunduğu görülmektedir. 

Hatırlanacağı üzere Haşdi Şabi Örgütü, 16 Ağustos’ta Şengal'de düzenlenen bombalı saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, Haşdi Şabi’ye bağlı olan 80’inci alay komutanlarının söz konusu bombalı saldırıda öldürüldüğünü duyurdu. 

Haşdi Şabi yaptığı açıklamada, Şengal ilçesi merkezinde insansız hava aracı (İHA) tarafından gerçekleştirilen saldırıda, Said Hasan adlı komutanlarının öldüğünü, 3 kişinin de yaralandığını duyurmuştu. Said Hasan’ın öldürülmesi birçok kişi için sıradan gelebilir ama denizin dibindeki buz tabakasından birisi de bu adamdır. 

Neden mi? 

Çünkü Said Hasan aynı zamanda KCK yürütme konseyi üyesidir ve PKK ile Haşdi Şabi arasındaki ilişkileri koordine eden ya da başka bir değişle ikili ilişkileri yöneten kişi idi. 

Sadece bu da değil! 

Said Hasan, PKK’nin önder kadrosu arasında yer alan Mam Zeki lakaplı ‘İsmail Özden’den’ sonra gelen ilk adamdı. 

Haşdi Şabi açıklamasının devamında, “Haşdi Şabi’ye bağlı, Şengal dağının savunmasından sorumlu 80’inci Êzdi Alay Komutanı Said Hasan, kuzeybatı Ninova eyaletinin Şengal ilinde İHA bombardımanı sonucu öldürüldü" sözlerine yer verdi. 

Fethu’l Mubin Tugayı ve YBŞ’nin maaşlı varlığı”

Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ), PKK’ye bağlı bir oluşumdur ve Ezdîlerin çoğu bu birlik altında toplanmış olup Şengal’de faaliyet göstermektedirler. 

“Hatta YBŞ’nin 2018’de kurulmasından bu yana, PKK’li grupların ve güçlerin çoğu Fethu’l Mubin Tugayı’na bağlı olarak varlığını sürdürüyordu. Şengal’deki durumların normalleşmesiyle ilgili son anlaşmanın ardından Fethu’l Mubin Tugayı’nın adı Haşdi Şabi’deki 80’inci Tugay olarak değiştirildi. YBŞ bünyesinde tahmini 3 bin 500 savaşçı bulunuyor. Maaşlarını Haşdi Şabi Heyeti’nden alıyorlar. Yeni değişiklik uyarınca bu güçler resmi olarak artık Haşdi Şabi’ye bağlanmış durumdalar.” 

PKK ve Haşdi Şabi ilişkisi birçok belge ve kanıtlar ile ortadayken bu durumu gizlemek abesle iştigaldir. Hele ki PKK ve sübvansiyon sağladığı medyasının her eyleminden ‘KDP ve Barzanileri’ hedefe koymak daha bir abesle iştigaldir. 

PKK yaptığı açıklama ile Said Hasan'ın kendileri ile bağlantısını onaylıyor”

PKK-YBŞ medyası 16 Ağustos’ta Şengal'de düzenlenen bombalı saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada ise, "Bugün Şengal'in merkezinde bulunan eski çarşı yolu üstünde bir aracımız işgalci Türk devletinin keşif uçaklarının saldırısına uğradı. Saldırıda YBŞ Komutanı Said Hasan ile yeğeni YBŞ savaşçısı İsa Xwedêda şehit düştü. 3 sivil; Medya Qasim Simo, Şamir Abbas Berces ile Mirza Ali yaralandı” sözlerini kullandı.

İki tarafta Said Hasan ismini kullanıyor ama Şengal saldırısı Barzanilerin üzerine yığılmaya çalışılıyor. Hadi Şabi ile olan ortaklığın utancına rağmen PKK yandaşları Şengal ve Rojava’da yaşananları sözüm ona KDP ve Başkan Mesud Barzani’nin üzerine atarak saldırılara onlara bağlamak istiyorlar. 

Fakat teknoloji çağında hiçbir şey kaybolmuyor ve her şey hemen önümüze geliyor. Başkan Mesud Barzani Şengal’deki savaşta Peşmerge güçlerini komuta etmiş ve bizzat savaş alanında bulunmuştu. Bunun görüntüleri videoları da mevcuttu. Böyle bir liderin her gün farklı olayların baş sorumlusu ilan edilmesi gülünç olmaktan öteye gidememektedir. 

Hatırlayalım

Geçtiğimiz günlerde PKK medyasına yakın bir medya organı Haşdi Şabi Sorumlusu Seyid Mehmud ile bir röportaj gerçekleştirmiş ve söz konusu röportajda KDP’nin, zorla Şengal’i ele geçirdiği ve Şengal halkının KDP’den rahatsız olduğu algısı yaratmaya çalışmıştı. Ayrıca Haşdi Şabi Sorumlusu Seyid Mehmud, Irak ve Kürdistan Bölgesi arasında imzalanan ‘Şengal Anlaşmanın’ çözüm olmadığını da söylemişti. 

Neden bunları söylüyordu biliyor musunuz? Çünkü; 

"Şengal Anlaşması açık ve nettir, bir bütünden oluşuyor ve parçalanması kabul edilemez. Yani anlaşmanın uygulanması sıralı ve birbiriyle bağlantılıdır. Anlaşma birçok başlık içeriyor; idari, güvenlik, yeniden imar. Iraklı olmayan güçlerin Şengal’den çıkarılmasıyla ilgili husus, güvenlik başlığı içerisinde yer alıyor.

Zira güvenlik başlığının A fıkrası, Şengal’deki güvenliğin sorumluluğunu yerel polis, ulusal güvenlik birimi ve istihbaratın üstlenmesini, tüm silahlı oluşumların Şengal ilçesi dışına çıkarılmasına hükmediyor. Bu ifade açık ve nettir. Yani, PKK, yalnızca Şengal ilçe merkezi değil, ilçenin tamamından uzaklaştırılacak” deniyor. 

Bu realitenin farkında olan Haşdi Şabi ve PKK ortaklığı da yaşanan tüm gelişmeleri KDP ve Barzanilerin üzerine yığarak bir algı oluşturuyor ve ‘Nasıl olsa kitlemiz bize inanacak’  probleminden besleniyorlar.  Ama Şengal Anlaşması yapılmışken, 16 Ağustos’ta Türkiye tarafınca yapılacan Şengal saldırısının ne KDP ne de Barzaniler ile alakası vardır. 

Tamamen Türkiye’nin PKK ve ortaklarına yapmış olduğu bir saldırıdır ve bu saldırının da Barzanilerin üzerine yığılmasının bir mantığı yoktur. Kimlerin, kimler ile ilişkileri olduğu belgeler ile ortadadır. 

Haşdi Şabi’nin yapmış olduğu açıklamanın orijinal Arapça metni ise şu şekildedir:

pastedGraphic.png