image

PeyamaKurd - NATO'nun kuruluşunun 70. yıl dönümü dolayısıyla Washington'da düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, toplantıdan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Çavuşoğlu Kürdistan Bölgesi’ne yönelik bir soruya, “Kürdistan Bölgesi ile ilişkilerinin normale dönmesi için çalışıyoruz, Erbil ve Süleymaniye’yi ziyaret edeceğim” yanıtını verdi.

“Kürdistan Bölgesi ile Türkiye’nin bugünkü ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ilişki referandumdan önceki dönemde olduğu gibi sıcak olacak mı?” sorusuna da yanıt veren Çavuşoğlu,

 “Referandumun geçersiz olduğunu onlar da gördü. Bildiğiniz gibi biz referandumun yapılmaması yönünde çağrıda bulunduk ama malesef yapıldı. Erbil’in Bağdat’la ilişkilerini normalleştirmesini olumlu buluyor ve destekliyoruz. Biz de ilişkilerimizi normalleştireceğiz. Bizim Irak ve Suriye’deki Kürt kardeşlerimizle herhangi bir sorunumuz yok.

Bizim sorunumuz PKK ile ve Bölgesel Kürt yönetiminin de PKK ile sorunu var. PKK onların da istikrarını zayıflatıyor. Şu anda havalimanları karşılıklı açık ve Türk Hava Yolları diğer kentlere uçuşları başlatmış bulunuyor. İlişkilerin normalleştirilmesi önünde herhangi bir engel görmüyoruz. Biz her zaman Iraklı Kürtlere yardım ettik, ediyoruz” diye konuştu.

Referandumun kime göre ve neye göre geçersiz?’

Çavuşoğlu açıklamasında, “Referandumun geçersiz olduğunu onlar da gördü” ifadelerini kullanıyor. Peki 93.29 ‘EVET’ çıkmış bir referandumun neresi geçersiz? Referandumun önünü İran, Irak, Türkiye ittifakının kestiği herkes tarafından görünen ve bilinen bir gerçekti.

Özellikle Türkiye’nin tehdit söylemleri o günlerde dikkat çekmiş hatta mesele Erdoğan’ın, “Vanaları, kapıları kapatırız aç kalırlar” öfkesine kadar gitmişti.

Hatta Çavuşoğlu o tarihlerde de bir açıklama yaparak, “Biz Türkiye olarak yeri geldiği zaman var olan gücümüzü kullanmaktan çekinmeyiz. Eğer böyle bir referandumda ısrar ederlerse bunun bir bedeli olur” diye konuşmuştu.  

Fakat Kürdistan Başkanı Mesud Barzani tehditlere boyun eğmeyip kararlılığından taviz vermeyerek, Referandumu yapacağız ve Kürt halkı ilk defa kendi geleceğine karar verecek. Kimseyle savaşmak zorunda kalmayacağımızı umarız, bunu istemiyoruz. Ama eğer bunu daha öteye taşıyıp tehditlerini hayata geçirmek isterlerse daha farklı bir durumla karşı karşıya kalırız” demişti.

Şüphesiz ki Kürt halkı kendi geleceğine karar vermek için sandığa gitmiş ve ezici bir çoğunluk ile (%93.29) bağımsızlığa EVET demişti. Referandum sonrası Kürdistan, herkesin saldırısı haline gelmiş açık bir hedefe dönüşmüştü.

ABD’sinden İran’ına, Türkiye’sinden İngiltere’sine kadar Kürdistan’a bir anda cephe almaya başlamıştı. Durum böyle iken; Kürdistan sınırlı gücü ve ekonomisi ile bu ülkelere karşı ne yapabilirdi ki? Unutulmamalıdır ki; devlet ve diplomasi işleri her zaman göründüğü gibi değildir.

‘Referandum iptal edilmedi, donduruldu!’

Başkan Mesud Barzani ise, Bağdat ve bölge ülkeleri ile yaşanması muhtemel çatışmaları önlemek için referandumu dondurma kararı almıştı. Bu, referandumun yanlış, geçersiz, sonuca ulaşmayan bir değerde olduğunu göstermiyor tam tersine Başkan Mesud Barzani’nin, Pêşmerge ahlâkından aldığı ‘Savaşmak istemiyoruz ama halkımıza yönelik bir savaş olursa da silahımız daima omzumuzdadır’ fikrinin yansıması olduğunu gösteriyordu.

Bugün Türkiye’nin, ilişkilerimiz normale döndürdük, döndüreceğiz gibi söylemleri şüphesiz ülkedeki yanlış politikaları, ekonomik krizi ve Avrupa ülkelerinin Türkiye’yi dışlaması ile alakalı bir durumdur. Sınırları kapatırız söylemlerinden bugün bu noktaya gelen Türkiye, şüphesiz ki artık bölgede Kürdistan olmadan işlerin yolunda gitmeyeceğinin farkında olduğu için kendince yumuşamaya yolunu seçmiştir.

Umarız bu yumuşama süreci Türkiye ile Rojava Kürtleri ile ilgili bir gelişmeye de vesile olur. Bunun olması da barış sürecinin yeniden tesis edilmesi ile mümkün olur. Zaten Kürtlerin de ısrarla ve sürekli istediği budur. Buna da yanaşmayan Ankara’nın kendisidir. Kürtler her zaman ılımlı, barışçıl, demokratik, eşitlikçi politikadan yana tavır almış bir millettir.