image

PeyamaKurd - Kürt siyasetinin her döneminde iç problemler sürekli tezahür etmektedir. Gerek hak mücadelesi gerek siyasi sorunlar bazı kesimler tarafından manipüle edilerek, halka yanlış biçimde aşılanmaktadır.

Bu sorunlar, Osmanlı döneminden günümüz Kürt reel siyasetine değin devam ederek gelmiş ve bu iltihaplı yara bir türlü tedavi edilememiştir. Hatta yaranın tedavi edilmesinden öte akan kan, yine belirli kesimler tartından durdurulmak istenmemiştir. Çünkü bu durum Kürtlerin belli bir kısmının zihnini uyuşturan malum kesimin işine gelmiş ve akan kanı bir koz olarak kullanmışlardır.

“Kürtlerin müttefiki ABD, bilinçli olarak eli kanlı gösteriliyor”

Bilindiği üzere ABD son yıllarda, Kürtleri Rojava’da bir araya getirmek için birçok masa kurdu ve politik zemin hazırladı. ABD’nin garantörlüğü neticesinde Kürtler (ENKS-PYNK) Rojava’da bir araya gelerek görüşmeler gerçekleştirdi ve belirli bir aşama kaydettiler. Son günlerde ise ABD heyeti tekrar Rojava’ya giderek Kürtlere net biçimde, “Artık yan yana gelin ve burada elde ettiğiniz kazanımları alacağınız kararlar doğrultusunda yönetin” dedi.

ABD kanadı Kürtleri yan yana getirmeye çalıştıkça Kürt siyaseti içinde faaliyet yürüten belirli unsurlar geçmişte olduğu gibi bugün de ‘kendilerine yardım eden küresel güçleri’ adeta bir ‘canavar’ gibi göstermeye devam etmektedirler.

ABD’nin geçtiğimiz aylarda Rojava’yı ziyaretinden sonra PKK/PYD menşeli bazı sözde kanaat önderleri ya da siyasi kalem tetikçikleri, ABD aleyhine propagandalar yürüterek IŞİD savaşından bu yana Kürtlere koalisyon ortağı olan Washington’u ‘eli kanlı’ olarak gösterdiler. Halbuki ‘eli kanlı’ dedikleri ABD, IŞİD savaşından bu yana Kürt güçlerine sözde değil özde destek vererek Kürtlerin, Rojava’da pozisyon almasını da sağladı.

Hatırlanacağı üzere Donald Trump desteğimizi çekeceğiz açıklamasını yaptığında Demokratik Suriye Güçleri (DSG) bunu kabul etmemiş ve ABD ile müttefik olduklarını politik arenada da yanlarında olmaları talebinde bulunmuştu.

“Öcalan’ın fikirleri, sapma göstermeden işliyor”

Gel gelelim asıl konuya…

PYD’nin Kobanê Eş Başkanı Ehmed Hemo, 13 Eylül 2021 tarihinde akıl tutulması bir açıklama yaparak, “Önder Öcalan’ın ortaya koyduğu fikirler ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’ni bozdu. Projenin amacı Orta Doğu halklarını ABD’nin kontrolünde olmasını sağlamaktı” ifadelerini kullandı.

Öyle ya Öcalan zamanında, "Kürdistan'ı altın tepside verseler almam” demişti. Aynı sözler bugün de geviş getirilmektedir. Öcalan, Orta Doğu projesini bozuyor, Kürdistan’ı istemem diyor, seçim zamanı mektup yolluyor, şu an Rojava’da özerk yapı için savaşan Kürtlere Suriye’nin bütünlüğü diyor…

Peki Kürt milleti, “Madem her devlete karşısınız neden İran, Türkiye, Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğü deyip devletin varlığını koruyorsunuz? Madem her projeyi bozuyorsunuz Kürtlerden ne istiyorsunuz? Madem sizden olmayanlar ‘ajanlık ve hainlik’ ile mimleniyor neyin mücadelesini veriyorsunuz?” Diye sormaz mı?   

PYD’nin Kobanê Eş Başkanı Ehmed Hemo’nun ağabeyleri de (siyasi kalem tetikçikleri) ABD, Fransa ve Kürtlerin diğer müttefiklerini ‘kanlı elleriyle Orta Doğu’da yeni sınır çizmeye gelmişlerler’ gibi halka pazarlamıştırlar ama boşa çıktı.

Ehmed Hemo’nun bilinçli açıklamasının MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından farkı nedir? Farkı yoktur. Çünkü, derin PKK tarafından sigorta edilmiş bu isimler, derin devlet ve İran ile aynı stratejide ilerliyorlar.

“Mesud Barzani ve Mam Celal o tuzağa düşmediler”

Bu yaklaşım aynı zamanda Kürtler arasında şu an devam eden birlik çalışmalarını da engelleyen hareketlerdir. Hele hele son dönemlerde ABD’nin Kürtlere ‘birlik olun artık’ dayatmasına rağmen.

Bugün olup bitenler 96-97 yıllarında da cereyan ediyordu. Güney Kürdistan güçleri o tarihlerde iç çatışmaya girmişti. ABD araya girerek tarafları bir araya getirmiş ve 1998 yılında Mesud Barzani ile Mam Celal’i Washington’da görüştürmüş ve Washington anlaşması imzalanmıştı.

Bugün PYD’nin Kobanê Eş Başkanı Ehmed Hemo ve PYD’li bazı isimlerin yaptıklarını o tarihlerde PKK ve sonradan Goran Hareketini kuran, ayrıca Barzanilerin yeminli düşmanı olan Nevşirvan Mustafa yürütüyordu. Fakat yaşanan onca engele rağmen Güney Kürtleri arasında birlik gerçekleşti, iç çatışma durdu.

O birlik sayesinde Kürtler, her gün az da olsa eksikliklere rağmen giderek daha da gelişiyorlar. Okuyor ve eğitim alıyorlar. Kürtler özellikle yeni nesil Kürt gençler ‘PKK ve şemsiyesi altında faaliyet gösteren yapılanma ve isimleri’ net biçimde eleştirebiliyorlar. Çünkü PKK ve taraftarlarının Kürtler için ne kadar problem olduklarına şahit oluyorlar.

Her geçen gün akıl tutulması açıklamalar çoğalsa da, paralı kalemler ortalığı bulandırsa da Kürtlerin içinde zehirli habitatlar kuranlar olsa da; Mesud Barzani ve Mam Celal’in Washington’da attıkları birlik adımının aynısını Rojava’da da göreceğiz.