image
Rojhat Amedi Yazar
image

Kürdistan’da seçimlere çok az bir süre kaldı. Bu konuda bazı tartışmalar sürse de kimse Kürdistan’ın geleceğine son derece etki edebilecek kadar önemli bu seçimlere, asıl üzerinde durulması gereken detaylarla yaklaşmıyor. Sadece KDP’nin galip çıkacağına dair söylentiler doldurmuş gündemi.

Oysa KDP’nin seçimlerden galip çıkması yeterli değil, KDP’nin mutlak çogunluğu elde etmesi gerekiyor.

Seçim propagandasının da bu yönde yapılması gerekiyordu. Subjektif ve objektif koşulların da buna müsait olduğunu görmekteyiz.

Kürdistan’da her geçen saniye KDP’nin lehine gelişiyor. Referandum sonrası oluşan moralsizlik ortamı ortadan kalkmış durumda. KDP’nin yenilgiye uğradığı düşüncesi de geri tepti. Bunu açık bir şekilde Irak Genel Seçimleri sonuçlarında gördük.

İçinde bulunduğumuz dönemde,

El-Kaide türü radikal-İslâmist gruplar ve KDP’ye muhalif diğer partiler ölüm kalım mücadelesi veriyor. Kendi kariyerist duygularını tatmin etmek uğruna her şeyi feda etmeye amade olan Berhem Salih, Kürt tarihinde eşine rastlanmaz bir yenilgiye uğradı. 16 Ekim’cilerin GORAN’ı tekrar kazanma manevraları tutmadı ve GORAN şimdilerde KDP’ye göz kırpıyor.

Son bir hamle olarak, 16 Ekim ihanetçilerinin Berhem Salih’i YNK’ye geri getirip Irak Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etmeleri, YNK’de zaten var olan iç sorunları daha da alevlendirmekle beraber, KDP ile olan birlikteliği de alt üst edecek gibi görünüyor. Deyim yerindeyse, YNK kendi kalesine tekrar eşi görülmemiş bir gol atmış oluyor.

Diğer taraftan; KDP dışındaki partilerin kendi iç meseleleri ile boğuşmaları, ihanetçileri susturmak veya pisliklerine siyasi kılıf uydurmak ile meşgul olmaları, KDP’ye seçimler için muazzam bir koz yaratmıştır. Ancak KDP’nin bu kozu değerlendirmeye yönelik herhangi bir çalışması yoktur.

Seçimler hakkında kimle konuşursak, ağzını KDP’nin milletvekili sayısını arttıracağı yönünde açıyor. Önceki seçimlerde 38 olan bu sayı için şimdilerde 40-42’ye yükseleceğini söyleyenler var. En iyimser olanlar ise 45 milletvekiline kadar çıkarıyor bu sayıyı. Elbette böyle bir artış da yabana atılmayacak bir başarıdır ancak yeterli değildir.

Çünkü KDP, Kürdistan’da ulusal çizgiyi temsil ediyor. Her türlü ihanete karşı duruyor ve Kürtlerin bugüne kadar edindiği kazanımları ancak o koruyabiliyor. Dolayısıyla KDP seçimlerde galip gelmekten ziyade, çıtayı mutlak çoğunluğu elde etmeye çıkarmalıydı ki maalesef bu hedefe sahip olduklarına dair bir emare görünmüyor.

Peki KDP neden mutlak çoğunluğu elde etmeli? Bu soruya cevap ararken çok gerilere gitmeye gerek yok. KDP’nin sadece son yıllardaki icraatlarına, özellikle de son 2 yıldaki duruşuna bakılırsa KDP’nin ayrıcalığı her yönüyle fark ediliyor.

Örneğin; KDP’nin kendi bölgesi Erbil ve Duhok kentlerinde yapılan hizmetler ile YNK’nin Süleymaniye’de yaptığı hizmetler asla kıyaslanamaz.

YNK’nin Süleymaniye için aldığı bütçe, Erbil ve Duhok’un bütçesinden daha fazla olmasına rağmen YNK, Süleymaniye halkına hak ettiği hizmeti sunamamıştır.

Kürt halkının kazanımlarına gelince;

KDP’nin bağımsızlık referandumu esnasında sergilediği duruş çok önemliydi. Elbette KDP dışındaki partiler de destek sundu veya sunmak zorunda kaldılar. Ancak Kürdistan tarihine adı altın harflerle yazılacak bu tarihi momentin öncülüğünü başkan Barzani yaparken, YNK’de bulunan bazı ultra hainler de referandumu boşa çıkarmak ile meşgul oldular. Hedeflerine ulaşamayınca da Kürt tarihinde her zaman ibretle anılacak 16 Ekim ihanetine imza attılar.

KDP, bütün bunları boşa çıkarmak, elde edinilen kazanımları savunmak için mücadele etti. Bunu yaparken de iç çatışmanın yaşanmamasına özen gösterdi. Gayet açik ve net olarak ifade edebiliriz bunu.

Eğer başkan Barzani’nin ve KDP’nin gösterdiği duruş olmasaydı, Erbil ve Duhok’un akıbeti Kerkük’ten farklı olmayacaktı. Akabinde, 1975-1990 Saddam döneminin otonomi anlatışı Kürtlere dayatılacaktı. Türkiye ve İran da bu girişime destek veriyordu zaten.

Şimdi bütün bu olanların ardından KDP kadrolarının kalkıp 3-5 kürsü ile yetinmeleri doğru olabilir mi?

Mutlak çoğunluğu sağlayabilecek bazı hususlara yukarıda değindim. Diğer taraftan unutulmaması gereken ve KDP’nin lehine gelişen daha etken hususlar da vardır.

Örneğin, Başkanlık kurumundan Başbakanlık kurumuna, peşmerge bakanlığından tabii kaynaklar bakanlığına kadar en önemli bakanlık ve kurumlar şu an KDP’nin elinde. Eğer buna rağmen mutlak çoğunluğu sağlayamıyorsa ortada bir sorun var demektir.

KDP, Süleymaniye’de %10 dahi alamıyor. Bu üzerinde durulması gereken bir sorundur. Erbil merkezinde %45 dahi alamıyor, bu ciddi bir sorundur.

Bu sorunları çözmek ise KDP’nin yıllardan beri finanse ettiği akademik kurumlara düşüyor. KDP’nin yeni kadrolarına düşüyor. Her şey mükemmel gidiyor histerisi ne KDP’ye, ne de Kürt milletine yarar sağlar. Eksiklikler tartışılmalı, çözüm üretilmeli. Özgür ve yetenekli kadrolara ihtiyaç duyulduğu apaçık ortada.

KDP’nin finanse ettiği Rudaw ve Kürdistan24 gibi basın kurumları, seçim arefesinde “tarafsız, bağımsız, özgür basın“ hokkabazlığını oynuyor. Bu bir felakettir.

Her ne kadar, başkan Barzani bir kaç gün önce seçimlerden sonra bütün kurumlarda değişiklik yapılacağını ifade etmiş olsa da, KDP kadrolarının “bu ortamın düzelmesi için ne yapmamız gerekir?“ sorusuna cevap aramaları gerekmektedir.

Umarım bu değişiklikler, ilerideki dönem için, KDP’nin önünde bulunan engellerin aşılabilmesi için önemli bir adım olur.

 

Rojhat Amedi

26.09.2018