image

PeyamaKurd - Kürtlerin kentlerinin kadim eserlerinden biri olan Hasankeyf’in, Ilısu Barajına kurban edilmesine en büyük tepkiyi gösteren araştırmacı Kürt yazar Müfit Yüksel PeyamaKurd’e önemli açıklamalarda bulundu.

Kürt siyasetçileri ve özellikle HDP’nin bu konuda yeteri kadar hassas olmadığını ifade ederek, “Mervanileri ve Eyyubileri Kürtlerin bir değeri olarak görmüyorlar. Oysaki bunlar Kürtlerin temel tarihi değerleri” diyor.
 

Yıllardır Hasankeyf’in İslam medeniyetinde çok önemli bir yer olduğunu ve mutlaka baraj altında kalmaktan kurtulması gerektiğini söylüyordunuz. Fakat kimse sesinizi duymadı. Sizce neden bu şehir özelikle baraja kurban edildi?

Hasankeyf/Hısn Keyfa  حصن كيفا adı,  Arapça&Süryanice  حصن Hısn=Kale, Süryanice Keyfa/Kifo   ܟܐܦܐ  =Taş adlarının birleşiminden,  ܟܐܦܐ  Taş-kale/Taşkale anlamına gelmektedir.

Hasankeyf/Hısn Keyfa/Haskif, tarihimizin/medeniyetimizin önemli merkezlerinden ve kavşak noktalarından biri. Dicle nehri üzerinde yer alan bir geçiş noktasıdır da. Îslam tarih kaynakları göz önüne alındığında; daha İslam fetihlerinin akabinde Diyarbekir ile Halep-Menbic ve Mardin-Ruha-Harran arasında Hasankeyf''in nasıl önemli bir merkez ve kavşak noktası olduğu görülebilecektir.

Hasankeyf İslâm tarihinde ilkin Hamdaniler, sonra Mervani (Bâz bin Dostik ve yeğeni Ahmed bin mervan tarafından tesis edilen) Kürt Hanedanı, Artuklular, Eyyubiler, Akkoyunlular ve son olarak yine Eyyubiler hakimiyetinde gelişme göstermiştir. Hasankeyf’teki İslâm Tarih eserleri ve sanat şaheserleri bunun bariz göstergesidir.

Hasankeyf bugün, Dicle Nehri üzerindeki ''Ilısu Barajı Projesi'' ile su altında bırakılmaktadır. Bu proje tamamlandığında, kalenin üst kısmı hariç, başta taşınan Zeynel Bey Türbesinin yeri, Köprü, Şeyh Abdullah Zâviyesi, Er-Rızk ve Süleyman Padişah Camileri ve diğer Eyyubi Camii başta olmak üzere birçok İslam medeniyet eseri sular altında kalacaktır.

Daha önce de, Keban Barajı''nın yapılmasıyla Eski Pertek, Korluca gibi önemli bir tarih ve medeniyet merkezini sulara gömülmesi gibi. 1980''li yıllarda ise Samsat (Sümeysat) gibi - tarihi Roma ve Bizans''a kadar giden, Hz. Ömer (r.a) dönemindeki fetihlerde İslam topraklarına katılmış- çok önemli bir şehir, tüm önemli tarihi eserleri ile birlikte Atatürk Barajının sularında boğduruldu.

UNESCO, neden Hasankeyf’i dünya mirasına almadı?

İlginç bir şekilde, bölgedeki çok önemli İslâm medeniyet merkezleri, anıtsal yapıları, önemli tarihi eserleriyle birlikte birbir barajlara sanki bilinçli bir şekilde kurban ediliyor. Özellikle, Kürt-İslâm hanedanlarının yükseldiği merkezler sanki hedefe alınmış. Kürt-İslâm eserleri bir bir yok ediliyor.

Oysaki son dönemde baraj altında kalacak olan Zeugma şehrinde uzun süren ciddi kurtarma kazıları yapıldı, yüksek tarihi değere sahip yer mozaikleri başta olmak üzere Komagene krallığına ait eserler kurtarılıp, Antep ve Antakya’daki yeni yaplan büyük müzelere taşınıp sergilendi. Eski Pertek, Korluca, Samsat ve Hasankeyf için böyle bir çalışma yapılmadı.

Eserler suya gark edildi. Eğer Antik çağ eserleri bulunsaydı böyle hoyratça suda boğdurulmazdı. Ya barajların yönleri değiştirilir ya da büyük kurtarma kazılarıyla tümü taşınırdı. UNESCO’nun burayı dünya mirası listesine alması sanki bilinçli bir şekilde engellendi. Ya da UNESCO burada yüzeyde antik çağlara ait bariz eserler bulunmaması dolayısıyla özellikle miras listesine almadı.

Kürt siyasetçilerinin bu noktada tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İslamcılar-Muhafazakârlar ve Kürtler, Eski Malatya, Hasankeyf, Diyarbekir, Silvan, Mardin gibi İslâm tarih ve medeniyet merkezlerinin/eserlerinin korunması konusunda Albert Gabriel Kadar Hassas olamadılar.

Defaatle baraj suyunun durdurulması, Hasankeyf’e ulaştırılmaması, dolayısıyla baraj suyu altında bırakılmaması yönünde yıllardır sergilenen ısrarlı talepler tümü ile görmezden gelindi. İktidar bu talepleri dikte etme gibi algılayarak, meseleyi inada bindirerek, inat uğruna burayı feda etti. Ankara, Hasankeyf'in baraj suları altında bırakılmaması taleplerini "Otoriteye meydan okuma" diye algılama hatasıyla, inada bindirdi. Hasankeyf gibi Zengin bir İslâm medeniyet/tarih merkezini baraja kurban eden Türkiye'den, tarihi eserleri koruma konusunda artık ne beklenir? Hasankeyf sırf bir inada kurban edildi.

Kürtler, özellikle HDP, meselenin başında hiç sahip çıkmadı. "Öcalan'ın İmralı Hücre Şartları" diyerek ortalığı velveleye verenler, ayağa kaldıranlar Hasankeyf konusunda kesinlikle son döneme kadar neredeyse tamamen sessiz kaldı. Çünkü onlar Kürtlerin İslami dönem tarihini Kürtlerin “Karanlık Çağı” olarak değerlendiriyorlar.

Onlar için, Kürtlerin tarihinde İslam’ı/Müslümanlığı çağrıştıran her şey, her tarih ve sanat eseri, asimilasyon eseri. Bunula Kürtlerin 1300 yıllık uzun tarihini değersizleştirip yok hükmünde görüyorlar. Mervanileri ve Eyyubileri Kürtlerin bir değeri olarak görmüyorlar. Oysaki bunlar Kürtlerin temel tarihi değerleri.

Hasankeyf/Haskîf/Hısn Keyfa gibi bir İslâm medeniyet/tarih merkezimizin baraj suyu altında bırakılması İslamcılar-Muhafazakarlar ve Kürtlerin alnında kara bir leke olacak.

En küçük çaptaki antik çağ ve Roma dönemi eserleri konusunda inanılmaz hassasiyet gösteren arkeologlar Hasankeyf'in suda boğulmasına sessiz kaldılar. Eski Pertek, Samsat ve Hasankeyf'in baraja kurban edilmesi, suda boğulması tam bir İslam/tarih-medeniyet katliâmı. Hasankeyf gibi İslâm medeniyet şehirlerini/nişanelerini İslamcılar nasıl suda boğar?