image

PeyamaKurd - ABD’li gazeteci Laura Pitel, kayyum atamaları ve HDP merkezli Kürt muhalefetine yönelik artan baskıları gözlemlemek üzere bulunduğu Mardin’den Financial Times gazetesi için gözlemlerini yazdı.

Türkiye’de Mardin kentinin kültürel çoğulculuğun sağlandığı nadir bir kent olduğuna değinen ABD’li gazeteci Laura Pitel, Mardin’in kültürel çoğulcu yapısına rağmen son yıllarda artan siyasal baskının Mardin kenti üzerinde korku ve dehşet yarattığını yazdı.

Yerel yönetimler bazında bir değerlendirme yapan Laura Pitel, Ahmet Türk’ün 2 kez halkın oylarıyla seçilmesine karşın AKP ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından görevden alınması sürecine ilişkin kronolojik bir tarihleme ile başlattığı yazısında Mardin’de topluma egemen olan havanın korku olduğunu ifade etti.

İnsanlar korkuyor!’

Tarihi Mardin çarşısında isminin verilmesini istemeyen Hıristiyan bir kuyumcunun “Politika hakkında konuşmak için kalan yer yok. İnsanlar korkuyor” sözlerine alıntılayan gazeteci Pitel, Türkiye’nin Rojava’ya yönelik askeri operasyonlarının ardından Mardin’de var olan korku ve dehşet duygusunun genel bir baskı aracına dönüştüğünü gözlemlendiğini aktardı.

Kentte egemen olan dehşet ve korku havasına rağmen bazı kesimlerin durumdan memnun olduğunu belirten gazeteci Pitel, Financial Times için yazdığı makalede AKP’nin Mardin İl Başkanı Faruk Kılıç’ın görüşlerine de yer verdi.

Geçmişte Kürtlere yönelik programlı etnik bir karşıt siyaset olduğunu ancak Erdoğan iktidarı ile birlikte bu politikaların geride kaldığını belirten AKP Mardin İl Başkanı Faruk Kılıç’ın “İnsanlar Türkiye'nin batısındaki şehirlerde olduğu gibi özgürce ve huzur içinde yaşamaya başladı” sözlerini aktaran Pitel, bu görüşün kısmen de olsa doğru olduğuna değindi.

2015’ten sonraki Erdoğan çok farklı

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürt sorununa yaklaşımının kendisinden önceki liderlerden daha ileri gittiğini, uyguladığı bir takım kültürel reformlar ve PKK ile sağlanan ateşkes sonrası Kürtlerden milyonlarca oy aldığına değinen Pitel, 2015 yılı itibariyle çok farklı bir Erdoğan portresi ile karşılaşıldığını belirtti.

Terör örgütü IŞİD’e karşı Irak ve Suriye’de Kürtler tarafından yürütülen savaşın kazanılması ve Suriye’de belirgin bir statü elde edilmesinin Erdoğan tarafından yeni bir şiddet dalgasının fitillenmesine neden olduğunu belirten Pitel, sonraki süreçlerde Erdoğan’ın aşırı milliyetçi Türklerden oy alabilmek için şiddete başvurduğunu yazdı.

Durum saçmalığı’

HDP merkezli Kürt siyasetine yönelik baskıyı haklı gösterme çabası doğrultusunda AKP ve Erdoğan’ın HDP’li belediyeleri PKK’ye kaynak aktarmakla suçladığını aktaran gazeteci Pitel, bu suçlamalara karşın HDP’nin Mardin’deki eşbaşkanı Eylem Aman’ın belediye kaynaklarını PKK’ye aktarıldığı iddiasını destekleyen “tek bir delil bulunmadığını” sözlerini yazısına alıntıladı.

3 yıl önceki HDP’ye yönelik kayyum atamalarında tutuklanan 93 belediye başkanının sadece 15'inin PKK’ye destek vermekle suçlanabildiğini aktaran Pitel, HDP’ye yönelik baskı karşısında seçmenlerin kararında bir değişiklik gözlemediğine değindi.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekçilerinden birçoğunun durumu açıkça “saçmalık” olarak nitelendirdiğini aktaran Pitel; yazısını yarı Arap, yarı Kürt olan üç dil bilen bir öğretmen olan Dervis Aglamaz’ın, Türkiye cumhurbaşkanını “batı sömürgeciliğine” dayanan güçlü bir lider olarak görmesine karşın yapılanları “Halk tarafından seçilen birinin görevden alınması ahlaksızlık” olarak nitelemesi ile sonlandırdı.

Çeviri | PeyamaKurd