image

PeyamaKurd – İrfan Kılıç, geçtiğimiz günlerde Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde yaşamına son verdi. PKK ve ona yakın medya mecraları ise haberi, “İşgalci Türk devleti ve KDP ihanetini protesto ediyorum. Önderlik üzerindeki tecridi kınıyorum” notunu bıraktı şeklinde servis etti. Fakat Kılıç’ın ailesinden böyle bir durumun olmadığı haberi geldi ve PKK medyasının olayı neden KDP ile bağdaştırdığı soru işareti her zaman olduğu gibi akıllarda kaldı.

‘PKK medyası, KDP’yi kötülemeyi bir görev edinmiş‘

Görünen o ki; PKK ve sübvanse ettiği medyaya göre ‘KDP’nin kötülenmesi, Kürt halkının gerçekliklerinden, doğruluklarından ve birliğinden daha çok önemli.’ Maalesef PKK medyası hedef kitlesine yönelik servis ettikleri her haberin, hedef kitlesi tarafından sorgulanmadan kabul edeceği potansiyeline sahip olduğunu bildiği için KDP’yi, Kürt halkının gözünde kötülemeyi kendisine bir görev olarak atfetmiş durumda.

Bu duruma itiraz edenler ‘Ya ihanetçi, ya işbirlikçi ya da Türk ajanı’ olarak zihinlere yerleştirilmiş vaziyette. Çünkü söz konusu medyadan çıkan her haber doğrudur algısının varlığı, PKK kanadınca bilinen bir durum.

‘Kongra Gel EşBaşkanı Kartal’ın paylaşımı‘

İrfan Kılıç’ın ailesinin yanı sıra konuya ilişkin bir açıklama da Kongra Gel Eşbakanı Remzi Kartal’dan geldi. Kartal resmi Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklama yaparak Ağabey Kılıç’ın sözlerini şu şekilde paylaştı, “Kılıç: Babam cenaze yıkarken, arkadaşları çağırıp bunun infaz olduğunu söyledi. Vücudunda ciddi kırıklar, darp izleri vardı, çene altı bir delici cisim ile delinmişti. Açık bir infaz olduğu belli.“

Göründüğü üzere PKK’li Kartal dahi bu paylaşımı yapıyorsa, olayın ne KDP, ne KDP ihaneti, ne Barzani vs… hiç bir alakası yok. Yani ‘Yalancının mumu yatsıya kadardır‘ durumu cereyan ediyor. Peki PKK ve PKK’ye yakın medya olayı nasıl yansıttı hep beraber bir göz atalım. Ve sonra hep beraber sorgulayalım, “PKK ve medyası yağmur yağsa neden onu da KDP’den biliyor?“

‘Aniden infaz edilen biri nasıl mektup bırakabiliyor?‘

Bir diğer konu ise mektup. PKK medyasının iddialarına göre, İrfan Kılç’ın mektubu ortaya çıktı deniyor. Fakat ailesi ve otopsi raporu ise ölümün infaz olduğunu belirtiyor. İnfaz edilen bir kişi nasıl oluyor da öncesinden mektup yazıyor.

Kim şu an ya da yarın infaz edileceğini bilir? Söz konusu mektuplar, intihar ya da yapılacak bir eylem öncesi ‘Eleştiri, öneri, vasiyet ya da herhangi bir sebepten dolayı yazılır ve kişi kendi yaşamına son verir. Fakat infaz edilmiş bir kişinin böyle bir mektubu bırakması düşündürücüdür. Mektubu biri ya da birileri Kılıç’ın adına yazıp servis etmiş olabilir. Örgütler içinde bu tip durumlar gayet normal bir durumdur. Çünkü halkın tepkisinden çekinme denen bir durum söz konusudur.

PKK medyasının İrfan Kılıç’ın yaşamını yitirmesine yönelik yaptığı haberler ve kullandığı medya dili aşağıdaki şekildedir.

MEZOPOTAMYA AJANSI’nın  4 Temmuz 2019 tarihli haberi:

KOCEELİ - Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde yaşamına son veren İrfan Kılıç, arkasında “İşgalci Türk devleti ve KDP ihanetini protesto ediyorum. Önderlik üzerindeki tecridi kınıyorum” notunu bıraktı. Kocaeli'de bulunan Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde kaldığı koğuşta dün yaşamına son veren 1987 Bingöl’ün Solhan ilçesi doğumlu İrfan Kılıç’ın cenazesi otopsi için Kocaeli Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Otopsi işlemlerinin ardından cenaze bugün Elazığ’a götürülecek. Kılıç ailesi, Kılıç’ı cenazesini Bingöl'ün Solhan ilçesinde toprağa verecek. 

ANFNEWS’in 8 Temmuz 2019 tarihli haberi:

Kocaeli'nde Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde kaldığı koğuşta 3 Temmuz'da yaşamına son verdiği iddia edilen 32 yaşındaki İrfan Kılıç’ın ön otopsi raporu çıktı. Kocaeli Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı ön rapora göre İrfan Kılıç'ın yaralanma sonucu yaşamını yitirdiği belirtildi. Raporda ‘ölüm yaralanma sonucu mu gerçekleşti?’ sorusuna ‘Evet’ cevabı verildi.

Kocaeli'nde Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde kaldığı koğuşta 3 Temmuz’da yaşamına son verdiği iddia edilen tutsak İrfan Kılıç’ın cenazesi Bingöl’ün Solhan ilçesinde toprağa verildi.

İrfan Kılıç’ın yaşamını yitirmesine ilişkin ilk gelen detaylarda 3 Temmuz günü sabah saat 09.00 sıralarında oda arkadaşlarının spora çıkmasının ardından yaşamına son verdiği iddia edildi. Eylemi sırasında sloganlar attığı iddia edilen İrfan Kılıç’ın “İşgalci Türk devleti ve KDP ihanetini protesto ediyorum. Başur'daki canlı kalkanlara selam olsun. Yalnız değilsiniz, bir ses de Bingöl'den. Önderlik üzerindeki tecridi kınıyorum” diye bir not bıraktığı öne sürüldü.

KILIÇ AİLESİ: İNTİHAR DEĞİL, İŞKENE İLE ÖLDÜRÜLDÜ

Buna karşın İrfan Kılıç’ın cenazesini alan aile cenazeyi incelemeleri sonucu İrfan Kılıç’ın başında ve ellerinde kırıklar olduğunu, başında bir yarık bulunduğunu ifade etti. Kılıç’ın yaşamına son verdiği iddialarını kabul etmeyen aile İrfan Kılıç’ın işkence sonucu yaşamını yitirdiğini belirtiyor. Otopsi raporu, ailenin açıklamasını doğruluyor

MEZOPOTAMYA AJANSI’nın .09.Temmuz 2019 tarihli haberi:

Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde yaşamına son veren İrfan Kılıç’ın eyleminden önce mektup kaleme aldığı ortaya çıktı. Kılıç mektubunda, Federe Kürdistan Bölgesi’ne yapılan operasyona ve bölge hükümetinin yaklaşımına tepki gösterdi.

Kocaeli'nde bulunan Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde kaldığı koğuşta 3 Temmuz günü yaşamına son İrfan Kılıç arkasında mektup bıraktığı ortaya çıktı. 1987 Bingöl’ün Solhan ilçesi doğumlu İrfan Kılıç, eyleminden bir gün önce (2 Temmuz) kaleme aldığı mektubunda, gerçekleştireceği eylemin nedenlerini ve tutumunu yazdı. Memleketi Solhan’da toprağa verilen Kılıç’ın eylemine dair hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde yazdığı mektubun tamamı şöyle: 

“Bugün 2 Temmuz 2019. Bugünlerde faşist TC. devleti ve onu besleyen ulus zihniyet tarihte olduğu gibi yine özgür Kürdistan ve özgür Kürdü yok etmek için Kürdistan’ın her yerine saldırmaktadır. Bugünlerde faşist TC. Güney Kürdistan’ı işgal ve talan etme saldırıları yapmaktadır.

Tarihte bazı şeyler tekerrür ediyor. Bir zamanlar özgür Kürdistan’ı işgal etmek isteyen Sümer Rahip devleti işgal ve talan saldırılarını gerçekleştirmek için ilk Kürdistan ihanetçisi olan Enkidu ile iş tutmuş. Ve Kürdistan’ın işgal edilmemesi için mücadele veren Humbaba ilk Kürt ihanetçisi olan Enkidu tarafından katledilmiştir.

Bugün Kürdistan’ı işgal ve talan etmek isteyen zihniyete destek veren yine ihanetçi Enkidu benzeri Kürt ihanetçiler, Kürdistan’ın işgal edilmesine ses çıkartmamakla birlikte işgalcilere destek olmaktadır.

Tarih sadece ihanetçiler adına tekerrür etmez. İşte tarihte Demirci Kawa, kahraman fedailerin yani özgür Kürt gençlerini, işgal ve talana karşı savaşmak, özgür Kürdistan’ı korumak için örgütlemiş ve özgür Kürdistan gençleri Kürdistan’ı işgalcilerinden kurtardı.

Bugün aynen tarihte olduğu gibi Kürdistan gençleri yani özgür Kürdistan’ın, kadim Başur’un özgür cesaretli gençleri yine tarihte olduğu gibi Kürdistan dağlarından çıkmış ‘Biz Kawa’nın devrimci gençleri, siz zalim işgalcilerin özgür Kürdistan’ı işgal etmesine izin vermeyeceğiz’ demiş ve Kandil’e yürümüşlerdir. Bin selam olsun size kardeşlerim.

Değerli kardeşlerim ve değerli fedai yoldaşlarım. Kürdistan’ın her yerinde sizin sesiniz, sizin isyan sesiniz olmak gerekir. Siz ki Kawa’nın isyan meşalesini elinizde, değerli yüreğinizde, ruhunuzda taşıyan fedai Kürdistan gençleri bin selam olsun size. Kürdistan’ın her yerinde sizin sesiniz oluyorum. Sizin yaktığınız meşaleniz oluyorum. Ve diyorum ki ben sizin sesinizim Bingöl’den. Bimre Dagirkerî, Bijî Kurdistan’a Azad, Bijî Reber Apo.”